Archive for 03 Jun 2007

METE’NİN GENÇLİK EFSANESİ

Üçüncü yüzyıldı tam, çok önceydi İsa’dan,
Bir fırtına kopmuştu, taşmıştı İç Asya’dan!
Sonsuz at sürüleri, yerleri inletmişti.
Kurdumsu türküleri, gökleri çınlatmıştı!
Atlılar gelmişlerdi, ordular biçmişlerdi,
Volga, Sarı nehirden, kanıp, su içmişlerdi!
Tarihten uğultular, bir millet var diyordu!
Yazılı doğrultular, bir devlet var, diyordu!
Hunların ilindeydi, İç Asya ilindeydi,
Hun reisi Tuman-Han, herkesin dilindeydi!
Bayrağı direkteydi, büyük oğlu Mete’ydi,
Diğer bütün komşular, henüz birer çeteydi.
Tuman-Han da kanarmış, insanoğluymuy bu ya!
Bir cariye hep dermiş: “Bu Mete ölsün!” Diye.
Tuman fakat korkarmış, kadına da tapırmış,
Bir bahane ararmış, çünkü bir “Töre” varmış!
Soyuna bakarlarmış, tek kadın alırlarmış,
Sonraki hatunlarsa, mirâssız kalırlarmış.
Tuman oğlunu vermiş rehin Yüeçi’lere
Sonra da hücum etmiş, sormamış elçileri.
Yüe-çi’ler varmışlar, Mete’yi aramışlar,
Mete çoktan kaçmışmış, yolları taramışlar.
Tuman oğlunu görmüş, aklı başına dönmüş,
Şenlik düğün yaptırmış, güya çok mes’ut günmüş.
Mete’ye tümen vermiş, eline ferman vermiş,
Mete’nin disiplini, Dünyaya hep şan vermiş!
Orduyu toplamışmış, atını oklamışmış,
Tümen disiplinini, böylece yoklamışmış.
Askerler ok atmışmış, atlar yere yatmışmış,
Atına kıymayanın, kanı yere akmışmış!
Bir defa şenlik yapmış, aileler toplanmış,
Ok atmış karısına, bütün eşler oklanmış!
Biraz nefes alanlar, azıcık geç kalanlar,
Kılıçtan geçirilmiş, görülmemiş kaçanlar!
Avlara gidilirmiş, şenlikler düzülürmüş,
Gelen ordular ile, hayvanlar sürülürmüş.
Tuman-Han ava gitmiş, Mete’ye de gel demiş,
Kurdu Mete avlamış, Tuman’sa keklik yemiş!
Avda bir ok uçmuşmuş, Tuman-Han’a gelmişmiş!
Gerçi derler ilk oku, Mete atmıştı, çoğu,
Mete’nin tümeni de, bu hedefi delmişmiş!
Oğuz’un babasıysa, yemişti “Tanrı oku”!
Bu bir efsane idi, ok bir bahane idi,
Töre’yi bozan Tuman, tam bir divane idi!

“Eşimi, atımı verdim, çünkü benimdir!”
“Toprak verilemez, çünkü devletindir!”
METE

Add comment Haziran 3, 2007

Hepimiz “Endüstri Mühendisi” değiliz!…

Dört yıl kadar önce “Endüstri mühendisi ne iş yapar?” başlığı ile bir yazı kalem almış ve kendimce “EndüstriMühendisliği” ile ilgili bazı gerçekleri açıklamaya çalışmıştım. Hatta o yazıyı, Schubert’in “BitmemişSenfonisi”ne patronunun yerine giden bir endüstri mühendisinin patronuna ilettiği değerlendirme raporu ilenoktaladığımı daha dün gibi hatırlıyorum. Bununla birlikte, aradan geçen yıllar içerisinde EndüstriMühendisliğinin toplumda algılanışında çok fazla bir ilerleme olmadığını hissediyorum. Bunu en basit
çıplaklığıyla gazetelerde yayımlanan iş ilanlarında görebilmek mümkün… Endüstri Mühendisi arayanişletmelerin bir çoğu ısrarla ve inatla “veya” ve “ya da” bağlaçlarını iş ilanlarında kullanmaya devam ediyorlar.
Örneğin sıklıkla görülen başlık şu: “Makine Mühendisi ya da Endüstri Mühendisi aranıyor…” Böyle olunca da,işler karışıyor… Sorgulanması gereken asıl şey şu… Acaba Endüstri Mühendisi, Makine Mühendisi iledeğiştirilebilir bir şey midir? Tabii bütün bunlar olup biterken, Endüstri Mühendisliği’nin de bir türlü kendini çokiyi tarif edemediğini itiraf etmek gerekir. Endüstri Mühendisliği ısrarla “disiplinler arası” olarak nitelendirildiği
halde, ne yazık ki, disiplinlerin arasındaki bölge, bir başka deyişle “ara kesit” bir türlü tam olaraktanımlan(a)mamaktadır. Bu da çoğu kez, Endüstri Mühendisliği’nin diğer disiplinlerin alanına, diğer disiplinlerinde Endüstri Mühendisliği alanına girmesi ile sonuçlanmaktadır.
Hâlâ günümüzün gözde mesleklerinden birisi olmasına ve geleceğin meslekleri arasında sayılmasına rağmen, genç bir disiplin olan Endüstri Mühendisliği’ne bazıları tarafından “devekuşu” yakıştırması yapılıyor…Buradaki espri ise şu… Endüstri Mühendisliği ne çölde yürüyen bir devedir, ne de uçabilen bir kuş’tur. Ne uzunyürüyebilir ne de uçabilir…Tabii, bu eleştirileri yapanlar (ki sayıları çok azdır), devekuşu misali kuma gömdükleri kafalarını şöyle bir kaldırabilselerdi, kesinlikle gerçeği de görebileceklerdi.
Şurası iyi bilinmelidir ki, Endüstri Mühendisleri kesinlikle ne iş olsa yapan ya da her şeyden anlayan “joker” mühendisler değildir. Endüstri Mühendisliği kesinlikle bazılarının dediği gibi “İşletme Mühendisliği” ile MakineMühendisliği karışımı bir şey değildir. Biraz ekonomi, biraz mühendislik ve üzerine de biraz yönetim ekilen birçorba hiç değildir. Endüstri Mühendisi özünde “sistem yaklaşımı” olan, sistemler ve süreçler tasarlayan ve
bunları en uygun şekilde yöneten insandır. Endüstri Mühendisliği insan, malzeme, makine, bilgi ve benzeri gibi temel girdileri ürün ve hizmete dönüştüren sistemlerin tasarlanması, kurulması ve verimli bir şekilde işletilmesi olduğu kadar sürekli geliştirilmesi ile de ilgilenen bir bilim dalıdır. Endüstri Mühendisi kimi zaman bir fotoğraf sanatçısı gibi kuruluşun fotoğrafını çeker, kimi zaman bir doktor gibi kuruluşun “check-up”ını gerçekleştirir. Daha yatırım yapılmadan önce, yatırım analizlerini değerlendiren, “fizibilite” hazırlayan bir yatırım mühendisidir Endüstri Mühendisi. Kimi zaman, yenilikçilik peşinde koşan ve yeni ürün geliştirme projelerini yürüten bir inovasyon mühendisidir, bir AR-GE mühendisidir Endüstri Mühendisi. Hizmet ve ürün kalitesini artıran iş uygulamaları yapan bir kalite mühendisidir Endüstri Mühendisi. Maliyetleri azaltan, üretkenliği ve rekabet
gücünü artıran ve verimlilik artışını sağlayan uygulamalara imza atan bir verimlilik mühendisidir Endüstri Mühendisi. Ama her şeyden önemlisi… Endüstri Mühendisi, ne’ye karar verileceğini ve alternatifler arasında nasıl karar verilebileceğini bilen bir karar mühendisidir… İşte sadece ve sadece bu nedenlerden (!) dolayı, biz özellikle kurumsallaşmak isteyen kuruluşlara, entelektüel sermayelerini artırmak isteyen kuruluşlara şiddetle “endüstri mühendisi” istihdam etmelerini öneriyoruz… AR-GE projeleri geliştiren ya da geliştirme çabası içerisinde olan işletmelere, proje konusu ne olursa olsun, proje takımlarında en az bir “endüstri mühendisi” bulundurmalarını öneriyoruz…
Gelin, “Hepimiz Endüstri Mühendisiyiz!” diye slogan atmayı artık bırakalım ve Endüstri Mühendisliği’nin
nimetlerinden hemen faydalanmaya başlayalım…

Add comment Haziran 3, 2007


Takvim

Haziran 2007
M T W T F S S
« May   Jul »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

Kategoriler

Sayfalar

Arşiv

Popüler Yazılar

Kategori Bulutu

Bilim ve teknoloji dil Endüstri Mühendisliği g Galatasaray Güncel itü müzik photoshop çalışmalarım spor tarih Türkiye Özlü sözler şehitler

Blog istatistiği

Son Yorumlar

dilara gül on Nevşehir
ala on AtaTürk ve Boğaz
emre on AtaTürk ve Boğaz
mücahit on Galatasaray’ın Yeni Oyun…
ismail emre on Galatasaray’ın Yeni Oyun…